Emeklilik Endeksinde Türkiye Avrupa'da Sonuncu! Raporda Yaş Artışı Önerisi

2026 Küresel Emeklilik Endeksi'nde Türkiye 19 Avrupa ülkesi arasında son sırada. Raporda emeklilik yaşının yaşam süresine bağlanması ve otomatik katılım öneriliyor.

Emeklilik Endeksinde Türkiye Avrupa'da Sonuncu! Raporda Yaş Artışı Önerisi

Emekliler ve emeklilik hesabı yapan milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren uluslararası bir rapor yayımlandı. Marsh CFA Enstitüsü'nün hazırladığı 2026 Küresel Emeklilik Endeksi'ne göre Türkiye, değerlendirmeye alınan 19 Avrupa ülkesi arasında genel sıralamada son sırada yer aldı. Raporda öne çıkan çözüm önerileri ise dikkat çekici: Emeklilik yaşının yaşam süresine bağlanması ve otomatik katılımlı ek emeklilik sistemlerinin yaygınlaştırılması.

Nüfusun hızla yaşlanması, doğum oranlarının düşmesi ve çalışan sayısının emekli sayısına oranındaki gerileme, dünya genelinde sosyal güvenlik sistemlerini zorluyor. Bu tablo, pek çok ülkede emekli aylıklarında kesinti ve emeklilik yaşının yükseltilmesi gibi seçenekleri yeniden masaya getirdi.

Emeklilik Endeksinde Türkiye Avrupa'da Sonuncu! Raporda Yaş Artışı Önerisi

55 emeklilik sistemi incelendi

Dünya nüfusunun yüzde 66'sını kapsayan 55 emeklilik sistemini inceleyen endeks, her sistemi üç ana başlıkta puanlıyor: gelir yeterliliği, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik. Yani bir ülkenin emeklisine ne kadar yeterli gelir sağladığı, bu düzeni uzun vadede sürdürüp sürdüremeyeceği ve sistemin ne kadar şeffaf, güvenilir işlediği birlikte değerlendiriliyor.

Türkiye Avrupa'da en düşük puanı aldı

Raporda incelenen 19 Avrupa ülkesi arasında Türkiye genel sıralamada sonuncu oldu. Emeklilik gelirlerinin yeterliliği, finansman yapısı ve sistemin sürdürülebilirliği başlıklarında da Avrupa ülkeleri arasındaki en düşük puanlar Türkiye'ye ait. Uzmanlar, özellikle çalışanların ödediği primlerle mevcut emeklilerin aylıklarının karşılandığı dağıtım esaslı modellerde demografik dengenin bozulmasının uzun vadeli mali dengeleri zorlaştırdığına dikkat çekiyor.

Türkiye'de de sistem büyük ölçüde bu modele dayanıyor. Aktif sigortalı sayısının emekli sayısına oranı düştükçe, SGK'nın açığını kapatmak için bütçeden yapılan transferler artıyor. Bu durum emekli aylıklarının artış hızını ve yeni düzenlemelerin yönünü doğrudan etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.

Zirvede Hollanda var

Endeksin lideri yine Hollanda oldu. Ülke 100 üzerinden 85,8 puan alarak dördüncü kez ilk sıraya yerleşti. Hollanda'nın başarısında devlet emekliliğinin yanında yaygın işyeri emeklilik planları ve güçlü yatırım fonları belirleyici rol oynadı. Hollanda'yı 84,1 puanla Danimarka ve 84 puanla İzlanda izledi. İsveç, Finlandiya, Norveç, Singapur, İsrail ve Avustralya da yüksek puan alan ülkeler arasında sıralandı.

Bazı gelişmiş ülkelerde ise dikkat çeken dengesizlikler göze çarptı. İspanya gelir yeterliliğinde 83 puan alırken sürdürülebilirlikte 33 puanda kaldı. Fransa da yeterlilikte 85 puan almasına rağmen sürdürülebilirlik kriterinde 49,3 puanla yetinmek zorunda kaldı. Bu tablo, emekliye bugün cömert davranan sistemlerin yarın aynı düzeyi koruyamayabileceğini gösteriyor.

Emeklilik yaşı yaşam süresine bağlansın önerisi

Raporda, sosyal güvenlik sistemlerinin mali dengesini koruyabilmesi için emeklilik yaşının ortalama yaşam beklentisine endekslenmesi ve daha uzun süre çalışmanın teşvik edilmesi öneriliyor. Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel de 2031 sonrası dönem için emeklilik yaşının yaşam beklentisine bağlanmasının değerlendirilebileceğini söyledi.

Uzmanlar ayrıca kamu emeklilik gelirlerinin otomatik katılımlı ek emeklilik planları, bireysel tasarruflar ve işveren katkılarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Yapısal reformların gecikmesi hâlinde ise vergi oranlarının artırılması, çalışma sürelerinin uzatılması ya da emekli aylıklarında kesintiye gidilmesi gibi daha sert önlemlerin gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Türkiye'deki çalışanlar için ne anlama geliyor?

Rapor doğrudan bir yasal düzenleme içermese de Türkiye'deki tartışmalar açısından önemli ipuçları veriyor. Son dönemde bütçe metinlerinde "daha uzun çalışma" hedefinin yer alması ve otomatik katılım sisteminin yeniden gündeme gelmesi, benzer yaklaşımların Türkiye'de de konuşulduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre çalışanların yalnızca SGK aylığına güvenmek yerine bireysel emeklilik gibi tamamlayıcı tasarruf araçlarını değerlendirmesi, ileride gelir kaybını sınırlamanın en gerçekçi yolu olarak görülüyor.

Mevcut emekliler açısından ise raporun kısa vadede doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Aylık artışları Türkiye'de enflasyon farkı ve refah payı üzerinden yasal düzenlemelerle belirleniyor. Ancak sistemin finansman yükü arttıkça, gelecekte yapılacak reformların yönünü bu tür uluslararası değerlendirmelerin de etkilemesi bekleniyor.