Kirayı Geç Ödeyen Kiracı 3 Ayda Evden Çıkarıldı! Sonradan Ödemek Kurtarmadı
Esenyurt'ta kira borcunu 30 günlük yasal süre içinde ödemeyen kiracı hakkında icra hukuk mahkemesi tahliye kararı verdi. Kiracı ayrıca 18 bin lira vekâlet ücreti ödeyecek.
Kira borcunu zamanında ödemeyen kiracılar için emsal niteliğinde bir karar çıktı. İstanbul Esenyurt'taki bir dairede oturan kiracı, ödeme emrine itiraz etmediği ve borcunu 30 günlük yasal süre içinde kapatmadığı için evden tahliye edildi. Kiracının dava sürerken borcunu ödemiş olması da sonucu değiştirmedi. Üstelik dava açıldıktan sadece üç ay sonra karar çıktı.
Süreç nasıl başladı?
Ev sahibinin avukatı Gizem Gonce'nin aktardığına göre taraflar arasında 1 Şubat 2023 başlangıç tarihli yazılı bir kira sözleşmesi bulunuyordu. Kiracının kira bedellerini süresinde ödememesi üzerine ev sahibi, alacağın tahsili ve evin tahliyesi talebiyle Büyükçekmece İcra Dairesi'nde takip başlattı. Kiracıya kira alacaklarına özgü "Örnek 13" ödeme emri gönderildi ve bu belge 15 Mayıs 2026'da kiracıya tebliğ edildi.
7 gün itiraz, 30 gün ödeme süresi
Kiracının ödeme emrine itiraz etmek için 7 günlük süresi vardı ancak itiraz etmedi; böylece icra takibi kesinleşti. Kanun kiracıya ayrıca borcunu ödemesi için 30 günlük bir süre daha tanıyor. Bu süre içinde kira borcu ödenmezse ev sahibi icra hukuk mahkemesinde tahliye davası açabiliyor. Esenyurt'taki dosyada kiracı bu 30 günü de değerlendirmedi ve borcunu kapatmadı. Bunun üzerine ev sahibi 26 Haziran 2026'da Büyükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nde tahliye davası açtı.
"Borcu ödedim" savunması işe yaramadı
Kiracı, yargılama sırasında kira borcunu ödediğini, bu nedenle davanın konusunun kalmadığını belirterek davanın reddini istedi. Ancak mahkeme, ödemelerin hangi tarihte yapıldığına baktı. Ödemelerin yasal süre içinde yapılmadığı tespit edildiği için kiracının borcu sonradan kapatması tahliyeyi engellemedi. Mahkeme ödeme emrinin tebliğ tarihini, itiraz edilip edilmediğini, borcun yasal sürede ödenip ödenmediğini ve davanın altı aylık yasal süre içinde açılıp açılmadığını değerlendirerek 23 Eylül 2026'da tahliyeye hükmetti.
Altı aylık dava süresi neden önemli?
Mahkemenin kararında dikkat çeken bir başka nokta, davanın yasal süre içinde açılmış olması. İcra yoluyla tahliye talebinde ev sahibinin, kiracıya tanınan 30 günlük ödeme süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde icra hukuk mahkemesine başvurması gerekiyor. Bu süre kaçırılırsa ev sahibi aynı takibe dayanarak tahliye isteyemiyor ve sürece en baştan başlamak zorunda kalabiliyor. Esenyurt'taki dosyada ev sahibi, süre dolduktan kısa bir süre sonra davayı açtığı için bu şartın da yerine geldiği kabul edildi. Bu nedenle ev sahiplerinin takip tarihlerini düzenli olarak not alması büyük önem taşıyor.
Faturası da ağır oldu
Karar yalnızca evden çıkarılmayla sınırlı kalmadı. Kiracının ev sahibinin avukatına 18 bin lira vekâlet ücreti ödemesine, ayrıca yaklaşık 1.627 liralık yargılama giderini karşılamasına hükmedildi. Avukat Gonce, davanın açılması ile kararın verilmesi arasında yalnızca üç ay geçtiğine dikkat çekerek, "Üç ayda karar çıktı diyebiliriz" dedi.
Kiracılar neye dikkat etmeli?
Bu karar, kira borcunda sürelerin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kiracıya icra yoluyla ödeme emri geldiğinde, borca itiraz edilecekse bunun 7 gün içinde yapılması gerekiyor. Borç kabul ediliyorsa, tebliğden itibaren 30 gün içinde mutlaka ödenmesi, ödemenin de banka dekontu gibi tarihi belli bir belgeyle yapılması önem taşıyor. Bu süre geçtikten sonra yapılan ödemeler borcu kapatsa bile tahliyeyi engellemeyebiliyor. Ödeme güçlüğü yaşayan kiracıların ise süre dolmadan ev sahibiyle yazılı bir ödeme planı üzerinde anlaşmaya çalışması öneriliyor.
Ev sahipleri için yol haritası
Ev sahipleri açısından ise iki yol bulunuyor. Birincisi, kiracıya en az 30 gün süre veren yazılı bir ihtarname göndererek sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmak. İkincisi ise Esenyurt'taki örnekte olduğu gibi doğrudan icra dairesinden tahliye talepli takip başlatmak. İcra yolu, kiracının itiraz etmediği ve borcu süresinde ödemediği durumlarda çok daha hızlı sonuç verebiliyor. Her iki yolda da sürelerin doğru takip edilmesi ve bir avukattan destek alınması, sürecin uzamasını önlüyor.